Leyli Sanat Derneği’nin düşünce üretimini kolektif bir pratik olarak ele alan buluşmalarından biri olan Sanat ve Düşünce Laboratuvarı, Şubat ayı oturumunu Karaköy Pena Cafe’de gerçekleştirdi.
“Dilin Sınırları ve Düşünce” başlığıyla düzenlenen bu buluşmada, dil ile düşünce arasındaki ilişki felsefi bir çerçevede ele alındı. Yönetim Kurulu Üyemiz Okan Gürşimşir yürütücülüğünde gerçekleşen oturumda; özellikle Ludwig Wittgenstein’ın yaklaşımı bağlamında dilin dünyayı algılayışımızı nasıl şekillendirdiği tartışıldı.
Dil Dünyayı Kurar mı?
Oturumun temel tartışma sorusu şuydu: “Adını koyamadığımız bir şeyi düşünebilir veya hissedebilir miyiz?”
Bu soru etrafında ilerleyen buluşmada;
- Düşüncenin dilden önce gelip gelmediği,
- Kullandığımız kelimelerin algı sınırlarımızı nasıl belirlediği,
- İfade edilemeyen deneyimlerin zihinsel karşılığı olup olmadığı,
- Dilin hem imkân hem de sınırlayıcı bir yapı olup olmadığı gibi başlıklar katılımcıların katkılarıyla çok katmanlı biçimde ele alındı.
Kolektif Düşünme Pratiği
Sanat ve Düşünce Laboratuvarı, felsefi metinleri gündelik deneyimlerle buluşturan; tartışmayı yalnızca teorik bir zeminde değil, katılımcıların yaşam pratikleri üzerinden de derinleştiren bir buluşma alanı sunuyor.
Şubat oturumunda da dilin yalnızca bir iletişim aracı değil; anlam kuran, gerçekliği çerçeveleyen ve düşünceyi biçimlendiren bir yapı olduğu fikri üzerinden kolektif bir düşünme süreci deneyimlendi.
Karaköy Pena Cafe’nin samimi atmosferinde gerçekleşen bu buluşma, farklı disiplinlerden katılımcıların katkılarıyla zenginleşti ve düşüncenin çoğul doğasını görünür kıldı.
Leyli Sanat Derneği olarak, Sanat ve Düşünce Laboratuvarı kapsamında birlikte düşünmeye, sorgulamaya ve üretmeye devam edeceğiz.
Leyli Sanat Derneği sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



